İLLA İLLA…

İLLA İLLA…

Aklımda Mehmet Teoman sözleri…

“Ben bunlarla övünmedim beklemedim illa
Beklemedim illa beklemedim sevdim.”

Nedir bu oldurma çabası?
İlla… İlla her şey bizim istediğimiz gibi olmak zorunda; hem de bizim uygun gördüğümüz zamanda. Yönetmek hastalığı mı dersiniz, yoksa “Benim fıtratım bu n’apim?” diye mi düşünürsünüz bilmiyorum ama sanırım öncelikle hiçbir şeyin aslında net bir şekilde bizim kontrolümüzde olmadığını kabullenmemiz gerekiyor.

İçimizde asla ama asla kontrol edemeyeceğimiz olayların yaşandığı biyolojik birer makineyiz. Sizce biz kendimiz istediğimiz için mi nefes alıyoruz? Biz emir verdiğimiz için mi atıyor kalbimiz? Saçlarımız uzuyor, tırnaklarımız keza… Yaşam mutlaka devam ediyor. Bu dış dünyamız için de geçerli. Gözümüz gibi baktığımız çiçeğimiz birden soluveriyor. Hiç anlamadığımız şekilde bir şey bozuluyor veya kırılıveriyor. Halbuki çiçek bizim sayemizde o kadar canlıydı değil mi? Kavanozu da en güvenli yere koyuyorduk her zaman. Nasıl oldu da oldu yani birdenbire bu aksilikler?

Gerçekten kontrol bizde mi?

Yaşamımızın gidişatını elbetteki kararlarımız belirliyor. Her tercihimiz de bir vazgeçiş anlamına geliyor. Kimi zaman çok iyi eğitimler alıyoruz ama bir türlü “bizim istediğimiz” işi bulamıyoruz. Çocuğumuza en iyi öğretmenleri tutuyoruz ama hala “bizim istediğimiz” kadar başarılı olamıyor. Hayatımızdaki kişiyi çok seviyoruz ama bir türlü “bizim istediğimiz” kişi olmuyor. Yani bazen ne yaparsak yapalım, olmuyor… Olduramıyoruz. Çok istemek dahi yetmiyor. Neden olmuyor acaba? Gerçekten biz mi kontrol ediyoruz her şeyi?

Olmuyor çünkü biz “illa” diyoruz. İlla bizim istediğimiz şekilde olmak zorunda. Mesela; illaki çocuğumuz süper İngilizce konuşmak zorunda… Bu ısrarla ne kaçırdığımızın farkında mıyız peki? Yabancı dili çok iyi konuşacak diye tutturduğumuz çocuğumuzun harika resim yapma yeteneğinden haberimiz var mı? Sevmenin, karşımızdakini olduğu gibi kabul etmenin ya da rahatsız olduklarımızı paylaşıp aynı empatiyi beklemenin büyüsünü ne çabuk unutuyoruz. Sevdiğimizi değiştirdikten sonra acaba o hala ilk sevdiğimiz andaki kişi mi olacak? İlla…
İlla o arabayı almamız gerekiyor. İlahi bir şeylerin buişi ötelediğini, ertelediğini anlamıyoruz. İlla…
Mutlaka o yolculuğa çıkmamız gerekiyor. Ne olursa olsun illaki gidilecek. Belki bir kazadan korunuyoruzdur da ısrar etmemek gerekiyordur, illa…

Günün sonunda her şey olacağına varıyor. Bize düşen elimizden geleni yapmak olmalı. Kendimizle ilgili yapabileceklerimiz belki bize göre sınırsız olabilir. Fakat başkalarından ve hayattan beklentilerimizi bu seviyede tutmamalıyız diye düşünüyorum. Bir Yaratan’ın olduğunu unutmadan, koca evrenin işleyişinde bir rolümüz olduğunu fakat bunun pek de başrol olmadığını bilerek yaşamak yani kabullenmek, bize mutluluktan öte huzur getirecektir. İlla inadından kurtulmalıyız. Yaşamımızı üzüntü ve sevinçlerle, kazanım ve yitirimlerle, yani bize tüm verdikleriyle kabullenmeliyiz.

Herkesin, er ya da geç, kendi yaşamını kollarına alıp öpmesi gerekiyor.

Continue Reading