Kendi Geleceğini Yazmak

‘’Kendi geleceğinizi yazmak istiyorsanız kalemi başkalarının eline vermeyin.’’

Yüzbaşının Kızı

-Aleksandr Puşkin

Gelecek sanki hiç gelmeyecekmiş gibi hissederiz çoğu zaman ama o uzaktan bizi seyrediyordur. Hiç geçmeyeceğini sandığımız yıllar çabucak geçer. Bugün yaşadıkların nasıl geçmişinin eseriyse aynı şekilde bugün yaptıkların da geleceğini şekillendirecektir. Geleceğine sahip çıkmanın tek yolu da onu kendi ellerinle, yeteneklerinle senin yaratman. Durup usanmadan yazdığım, koçluk seansları verirken danışanlarıma uzun uzun anlattığım, eşime dostuma sıkça hatırlattığım gibi yeteneklerinizi ve tutkunuzu keşfetmek geleceğinize yapacağınız en büyük yatırımdır. Zaman kaybettiğimizi farkına çok geç vardığımız çok değerli bir hazinedir. O nedenle zamanı iyi kullanmak için kalemi eline al ve sor içine; ben neyim, kimim, şu ana kadar ne yaptım, mutlu muyum? Diyelim ki mutsuz hissediyorsun neden mutsuzsun korkmadan düşün. Bundan sonrası için ne yaparsan mutlu olursun.

İçine dön ve kim olduğunu bul…

Düşün biraz, derinlere dal mutlaka. Yapmaktan zevk aldığın bir şey elbette vardır. Bul onu. Geleceğini planlarken hem hayallerini kendine uyumlu seçmelisin hem de kendini aşmak kendini yeniden yaratmak adına hareket etmelisin. Unutma ki zaman sen onu nasıl kullanırsan sana o şekilde geri döner. Zaman aleyhine de işleyebilir lehine de. Önemli olan önce içine dönüp kim olduğunu bulmak. Ve bu olduğun kişiyle barışmak ne yaparsan kendini tamamlanmış hissedeceksin, anlamaya, hissetmeye çalış. Eğer içinde bir türlü dolmayan bir boşluk varsa ters giden bir şeyler vardır; fark et… Ters gidenleri değiştirmek senin elinde. Hayat senin; başkalarının peşine takılırsan, insanlar ne der diye yaşarsan, başkalarının hayallerini kendi hayallerin sanırsan hayat seni pek mutlu olmayacağın bir yolculuğa çıkarır. İçine dön, kim olduğunu bul ve ne istediğine karar ver. Bunu yapmak başta kolay olmayacak, acı çekmeyi de göze al. Yıllara yayılan rehavettense birkaç zaman kendini kötü hissetmek ve yeniden harekete geçmek inan 20 sene sürecek mutsuzluktan, eylemsizlikten çok daha iyidir. Kendini arama yolculuğunda acıyı şu an çekmezsen gelecekte rehavetin ve başkaları ne isterse onu yapıyor olmanın mutsuzluğunu üzerinden atamazsın. Hali hazırda bir işin var diyelim ve seni tatmin etmiyor, kendinle küçük kaçamaklar yap. Sana kendini iyi hissettirecek alanlar yarat. Emin ol hayat sana işaretleri göndermiştir. Kendini onları görmeye aç. İşaretleri görecek cesareti dile Tanrı’dan. Eğer hazırsan daha çok işaret alacaksın. Eğer hazırsan ipleri eline alacaksın.

İnsanın hayatının iplerini eline alması büyük sorumluluk çünkü en kolayı suçu başkalarına atmak. İpleri eline almak, kâğıda kendi isteklerini yazmak bir yerde kendinle yüzleşmek demek. Çünkü orada sadece sen ve senin isteklerin ve isteklerini gerçekleştirebilme dirayetin var. Suçlu yaratmak dünyadaki en kolay şey; kendini suçlamak da buna dahil. Olduğu gibi kabul etmek, sayfa kötüyse onu yırtıp yeniden yazmak, her defasında yeniden yazmak, yeniden başlamak gerek.

Hayat senin, sana ait, başkalarının hayalleri seni sadece mutsuz eder. Kendi hayallerini bul, isteklerini, tutkularını kendini tamamlanmış hissettiğin yeteneğini bul. Bu bir arama yolculuğu. Her zaman eksik bir parça kalacak. O eksik parçayı tamamlamaya niyet et. Sen tutkum ne diye soracak olursan seni uzaktan seyreden tutkun sana yaklaşmaya başlayacak. Dış dünyaya çevrili gözlerini içine çevirirsen belki de bundan sonra her şey istediğin gibi olacak.

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir