Huşu İçinde Süzülür Gibi Yaşamak

En iyi ve kötü anda bile…
Bazen, içimizde tanımlayamadığımız bir şeyin varlığını hissederiz. Bazen dedim çünkü o her zaman görünmez. Ortaya çıkmak için olmadık anları bekler. Mesela mutlu bir anda çıkar gelir, bir işe başlayacakken, yapılacaklar listemize bakarken, yeni bir ortama girerken ya da ilişkimiz aslında pek de fena değilken…
Hâl hatır sorar gibidir ama anlarsınız, bir şey ima ediyor!
O şey, biraz mutsuzluğa benzer biraz da karamsarlığa, hatta biraz da umutsuzluğa… Soru sordurur, “Değerli miyim? Yeterli miyim? Umursanıyor muyum? Yapabilir miyim? Kabul edilir miyim?” Tuhaf bir kara duman gibi geçer içimizden bu şey… Geçerken de is bırakır.

Bu is, geçmiş deneyimlerimiz, kim olduğunu bile hatırlayamadığımız kişilerden duyduklarımız, bazen en yakınlarımızdan duyduklarımız, öğrendiklerimiz, bir şekilde edindiklerimizdir. Biz ona korku deriz, kaygı deriz, blokaj, problem, travma deriz… Bir sürü isim verir, farklı farklı tarif ederiz. Sonra bizim gibi başkalarının da olduğunu görürüz. Sayımız çoğaldıkça, kara duman da ardında bıraktığı is de normal gelmeye başlar.

Doğal Olan ama Normal Olmayan Şeyler Var!

Size bir sır vereyim mi? Bizi, bir sonraki adıma keyifle ilerletmeyen hiçbir şey normal değildir. Doğaldır, organiktir ama normal değildir.
Peki bu duman, yok edilebilir mi? Bilmem ama yönetebildiğini biliyorum.
Bununla ilgili ilk keşfim: Her birimiz keskin sezgilere, yaratıcılığa ve evrensel akışla temas kurma yetisine sahibiz.
Sadece daha önce çalıştırmadığımız kaslar, alıp da kullanmadığımız pratik aletler gibi orada öylece kendi günlerinin gelmesini bekliyorlar.


En Sevdiğim Gün, Bugün
Sizi, benliğinizin en ufak parçasına kadar uzanan bu derin yolculuğa davet ediyorum…

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir