Hayatın dört evresi: Sorunlar bizi geliştiren adımlardır

Geçen hafta İsviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung ile ilgili bir yazı kaleme almıştım. Bu hafta da aynı konuda yazmak ve yaşam evreleriyle devam etmek istiyorum. 

Jung, kişinin yaşamının tek bir akıştan ibaret olmadığını söylemiştir. Psikoloji dünyasına kazandırdığı “arketip” teorisine göre insanın gelişimsel evreleri dört arketipe ayrılır. 

Bunların birincisi ‘sporcu evresi’dir. En az gelişmiş bu evrede insan, ruh ve ruhsal durumu yerine, fiziksel görünüşüyle ilgilenir. Ergenlerin saçları, giydikleri veya örneğin alınlarında çıkan bir sivilceyle ne kadar ilgilendiğini gözünüzün önüne getirin. 

İkinci arketip savaşçıdır. ‘Savaşçı evresi’ yetişkinlik yıllarının başlangıcına denk düşer, kişi bu süreçte dünyayı fethetmek ister. En iyi olmak kadar, en iyisi olmayı istemek de baskın duygudur. Kişi diğerlerinden fazlasına sahip olmak için gözü kara bir şekilde savaşabilir. Bu yüzden kendini süreki başkalarıyla kıyaslar, başkalarından iyi olduğunu düşünmek kendini iyi hissetmesine neden olur. 


Bu evreden sonra nihayet ‘durulma evresi’ne ulaşılır. Bu evrede kişi, elde ettikleriyle artık tatmin olmadığını idrak etmeye başlar; o ana kadar peşinden koştuğu şeylerin mutluluk getirmediğini anlar. Paraya, güce, üne veya nesnelere artık eskisi kadar bağlı değildir. Bu evrede kişi, kendini o zamana kadar kandırmış olduğunu da fark edebilir.   

İnsan hayatının son evresi, ’ruh evresi’dir. Jung’a göre bu son evreye herkes ulaşamaz. Bu evrede kişi daha önce yaşadığı üç evrenin kendisini tanımlamadığını anlar. İnsan, vücudundan, sahip olduklarından ve sevdiklerinden daha fazlasıdır. Bu evreye ulaşan insan bilgedir. 

Jung’a göre her dört evre yeniden doğumdur. Kişi her yaş grubunda aslında bir bakıma yeniden doğar. Bu nedenle Jung, bireylere tek bir evrede saplanıp kalmamayı salık vermiştir. İnsan, büyür ve olgunlaşır. Yaşlandığını kabul etmeyen, sonsuz ergenliği yaşayan kişi, aslında pasif bir şekilde önceki zihinsel durumunda kurbanlık bir kuzu gibi kalmıştır. Donmuş bir gençlikte yaşamak kişinin olgunlaşması önünde en büyük engeldir. 

Bu anlamda yaşam boyu karşımıza çıkan sorunların da bir değeri vardır. Jung’a göre sorunlar bizi geliştiren adımlarıdır.  Onun için kültür, sorunların üstesinden gelmek demektir. Zorlukları aştıkça büyürüz. “Sorunun varlığını bilincin gelişmesine borçluyuz” diye yazan Jung, şöyle devam etmiştir: “Dolayısıyla her sorun, bilincin gelişme olasılığı anlamına gelir ama aynı zamanda tüm bilinçsiz çocukluğa ve doğallığa veda etme zorunluluğu anlamına da gelir. ”

Ne kadar doğru değil mi? Yaşadığımız bu zorlu süreçte bunu bir kez daha hatırlatmak istedim. 

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir