Salgın dönemi: İş-yaşam dengemizi nasıl sağlayacağız?

Koronavirüsü salgını kariyerimiz, bütçemiz, özel ve aile hayatımızda stres faktörlerini tetikledi. 

Salgının başlamasıyla birlikte uzaktan çalışmaya beklenmedik geçiş, çalışma saatlerinin artmasına da neden oldu. ‘Bağlı’ olma durumumuz tüm zamanların en yüksek seviyesinde. Dolayısıyla öncesinde bir uyarı yapılmaksızın aniden bir toplantıda bulabiliyorunuz kendinizi. Yaptığımız işler de dijital teknolojinin hızına paralel olarak hızlanıyor, pek çok şeyi o anda, hemen çözmemiz gerekiyor. 

Elbette hızlı dijital iletişimin sayılmayacak kadar çok faydası var, ancak diğer taraftan bu sürecin çalışanlar üzerinde stres yarattığı da yadsınamaz. Stres öyle tehlikeli bir tetikleyen ki eğer dikkatli olmaz, önlemimizi almazsak sonunda, üretkenliğimiz düşüyor, aşırı bilgi yüklemesi bizi sürekli dikkat dağınıklığına ve tükenmişliğe maruz bırakabiliyor. 

Peki, böylesi bir zamanda iş-yaşam dengemizi, aile huzurumuzu, refahımızı ve üretkenliğimizi nasıl koruyacağız? Bu yazıda, ‘Zamanı Yakalayan Ofisler’ kitabımda uzun uzun anlattığım birkaç küçük stratejiden bahsetmek istiyorum.

DİNLENME İHTİYACINIZA SAYGI GÖSTERİN

Şurası kesin: İş-yaşam dengesine ulaşmak, işe katılım ve yaratıcılık düzeyinizi artırmanıza yardımcı olur. 

Öyleyse bu dengeye nasıl ulaşacağız? Bu iki alanda performansınızı yükseltmek için öncelikle işyeri stresini azaltmanın yollarını belirlemeniz gerekir. Bu stresi azaltmanın en iyi yollarından biri, kendinize vakit ayırmayı bilmek, molalarınıza, iş dışında sevdiklerinizle geçirdiğiniz vakte, hobilerinize, eğlencenize ve dinlenme ihtiyacınıza saygı göstermektir. 

Bunu şöyle anlatayım: Elinizde telefonunuzla uyumak ve böylece her bildirime uyku sersemi olsanız da anında cevap vermek, ne size ne de iş yerinize fayda sağlar. Amerika Anksiyete ve Depresyon Derneği’nin (ADAA) işyeri verimlilik istatistikleri de bunu kanıtlar nitelikte. Verilere göre işyerinde stres ve anksiyeteden en fazla etkilenen alanlardan biri üretkenlik (% 56), diğeriyse iş arkadaşlarıyla ilişkiler (% 51).

Yani ne kadar stres yaşarsanız, işiniz o kadar etkileniyor ve bu çemberden tükenene kadar çıkmanız mümkün olmuyor. Ben kişisel ve profesyonel olarak gelişmenizi sağlayan, sağlıklı bir iş-yaşam dengesini korumayı hem kendimize hem de ekibinize bir borç olarak görüyorum. 

BİR ALANI BİR DİĞERİNE FEDA ETMEYİN 

Yaşam dengede olduğu zaman mutlu olabilirsiniz. Dengeden kastım, yaşamınızın her alanına aynı özeni göstermeniz, birini diğerine tercih edip ihmal etmemeniz… Bu süreçte aile üyelerinizden biri hasta olabilir veya sizi görme ihtiyacı vardır. Uzaktan eğitim zaten çocuklarımızın ihtiyaçlarını daha da artırdı. İş, aile, çocuklar arasında koştururken tükenebilirsiniz. 

İş-yaşam dengenizi korumak için bu alanların tümüne aynı özeni göstermeniz gerekir. Bunun çözümü de çok basit, çocuklarınızla ilgilenirken veya ailenizi ziyaret ederken telefonunuzu bir kenara bırakın. Sadece bunu yaparak bile ne kadar önemli bir adım attığınızı hemen fark edeceksiniz. Emin olun, onlara yeterli özeni göstermediğiniz için sonrasında evde çocuklarla ilgili bir sorun çıktığında tüm iş dengeniz de sarsılır. Önleminizi baştan alın. 

SAĞLIĞINIZA DİKKAT EDİN VE GÜLMEYİ UNUTMAYIN 

Beden, ruh ve zihin sağlığı birbirine bağlıdır. Stres sizi ruhsal olarak ele geçirdiğinde vücudunuz acı çeker. Bu beylik bir laf değil, stresin hastalıkların temelinde yatan faktörlerden biri olduğu bilimsel bir gerçek. 

Ama iyi haber şu ki, fiziksel aktivite beyin üzerinde olumlu bir etkiye sahip ve stres seviyelerini düşürüyor. Yani, stres yaşadığımızda egzersiz yapmak imdadımıza yetişiyor. Araştırmalar egzersizin gerilimi azalttığını, ruh halini dengelediğini, uykuyu iyileştirdiğini ve benlik saygısını artırdığını gösteriyor.

Yani ne olursa olsun, ister koşun, ister yoga yapın, ister yürüyün, ister yüzün ama mutlaka egzersiz yapmak için kendinize vakit ayırın. 

Stres ve hatta depresyon belirtileriyle savaşmak için gülmeyi de unutmayın. Kahkaha atmak, sizi tatile çıkmışsınız gibi rahatlatır. Şaka yapmıyorum! Gülmek sadece bağışıklık sistemini geliştirmek, endorfin seviyelerini artırmak, ağrıyı ve stresi hafifletmekle kalmaz, aynı zamanda duygusal olarak bize fayda sağlar. Mizah, endişelerimizle aramıza bir sınır çeker; olayları daha rasyonel karşılamamıza ve en büyük korkularımızla yüzleşmemize yardımcı olabilir.

Bu zor süreçte iş ve yaşamınızın dengede kalması umuduyla…

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir