Zamanı Doğru Kullanmak

Son zamanlarda “zaman bana yetmiyor” şikâyetini sık sık duyuyorum. Özellikle atölye çalışmalarımızda, “hiçbir şeye yetişemiyorum”, “vaktim yok” benzeri yakınmalar yükseliyor. Çoğu kişinin değiştirip dönüştürmek istediği konuların başında zaman yönetimi geliyor.

Zaman yönetimini uzun uzun anlattığım, ‘Zamanı Yakalayan Ofisler’ kitabımda da yazdığım şu sözleri tekrar ediyorum onlara: Dünyaya gelirken aslında her canlıya adil ve eşit dağıtılan tek şey zamandır. Bu nedenle öncelikle zamanı doğru kullanmayı öğrenmemiz gerekir.

Bu ilke üzerinde anlaştıktan sonra birlikte vaktimizi nasıl kullandığımızı değerlendirmeye başlıyoruz. Şu soruların  yanıtını bulmaya çalışıyoruz: Her gün acaba üretken olmayan işlerle ne kadar oyalanıyor, ne kadar zaman kaybediyoruz? Zamanımızı dolduruyor ve değerlendiriyor muyuz?

Peki, iyi ama zamanımızı nasıl değerlendireceğiz, diye sorulabilir. Hedeflerinizi ve amaçlarınızı net olarak ortaya koyar, önceden bunlara uygun bir plan çıkarırsanız zamandan tasarruf edebilir, vaktinizi değerlendirebilirsiniz. Özel yaşamımızda da  iş yaşamımızda da bu böyledir. Ne yapacağımızı bilmek bizi zamanı boşa tüketmekten kurtarır.

Yitip gittikten sonra zamanı geri getiremiyoruz. İşte bu yüzden ben zamanı değerlendirmeyi ve uygun kullanmayı banka hesabımızı yönetmekten daha önemli buluyorum. Parayı kaybettiğinizde yerine daha fazlasını da koyabiliyorsunuz ama zaman öyle mi?…

Peki, hiç mi boş zamanımız olmayacak, hep mi koşup duracağız, diye sorunlar oluyor. Öncelikle ‘boş zaman’ kavramını ele alalım. Kimileri boş zamanı, boşa heba edilen saatler gibi algılıyor. Hatta kimileri de tatile çıktığında, “vaktimi boşa harcadım” diye yakınıyor. Bunlara katılmıyorum.

Nasıl düşündüğümü kısaca şöyle açıklayayım: Bedenimiz ve zihnimiz koşuşturma içinde yorgun düşüyor ve dinlenme ihtiyacı duyuyoruz. Tatile çıkmadan önce ne kadar yorgun ve bitkin oluyoruz. Günlük koşuşturmanın neden olduğu ağır toksik birikinti bizi tüketiyor… Tatile çıktığımızda bizi yoran ve tüketen insanlardan, telefonlardan, kalabalıktan, yoğun toplantılardan uzaklaşıyoruz. İşte, insanların ‘boş zaman’ diye küçümsediği bu tatil döneminde dinleniyor, enerjimizi topluyor, yaşam ve doğayla bağımızı yeniden kuruyoruz. Belki bu dönemde iş üretmiyoruz ama tatil dönüşü iş üretebilmek için yenileniyoruz.

Yıllardır çok yoğun bir işte çalıştığım için ben bu zamanları kafamı boşaltacak, beni yenileyecek, yaratıcılığımı ateşleyecek uğraşlarla dolduruyorum. Yazı yazma serüvenim de bir tatil zamanı başlamıştı.

Size de tavsiyem bu; zamanımızı değerlendirmek ve üretkenliğimizi artırmak için kendi yöntemlerimizi geliştirmek durumundayız. ‘Zamanı Yakalayan Ofisler’ kitabımdan küçük bir taktik verip yazımı sonlandırayım: Zamanınızı yönetmek istiyorsanız zaman çizelgesi tutmaya başlayın. Çizelgeye günlük iş akışınızı yazın, gün içinde bitirdiğiniz, ertelediğiniz ve yapmanız gereken işleri bu çizelge üzerinden takip edebilirsiniz.

Bu çizelge sayesinde randevulara geç kalmak, boş konuşmalarla ve sosyal medyada gezinerek kaybedilen zaman, hatta kararsızlık, endişe ve erteleme gibi sorunlar giderek yok olacak.

İnanın, bu çizelge sayesinde zamanınızı daha iyi yönetirken bir taraftan da hem zaman hem de yaptığınız iş konusunda farkındalığınız artacak. Zamanınızı yeniden yapılandırdığınızda veriminiz yükselecek ve kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir