Şakalaşmanın adabı: Mizah zekâ gerektirir

Tepkilerimiz olaylarla başa çıkma kapasitemizi belirler. Şakalar,  espriler ve mizah olmadan yaşamın çok sıkıcı olacağını düşünmüşümdür hep. Başıma gelen en büyük krizlerin ardından hep kendimle ilgili şakalar yapıp olayların içerisindeki mizahı bularak kendimi rahatlatırım. 

Eğlenceye hiç yer bırakmayan asık yüzlü bir yaşamı düşünemiyorum.  Bu nedenle ekip arkadaşlarımı da mutlaka espri yeteneği olan, mizahı seven, güler yüzlü adaylar arasından belirliyorum.  

Kanımca, daima gereksiz bir ciddiyet içerisinde olmak, yaşamda doğru yerde mi duruyorum, sorusunu akıla getirmeli. Hakikaten hiç gülmüyorsanız, ciddiyet adı altında hep asık yüzle insanlara ve olaylara yaklaşıyorsanız, belki de yanlış yerde ve hatta bir iştesinizdir. Her sabah işinize asık bir yüzle gidiyor, hiç neşelenmiyorsanız bence kendinize nerede olmak istediğinizi bir kez daha sorun. Gerçekten hiç gülmeden, neşelenmeden günleriniz geçirmeye değer mi?

Yaşama coşkusu olan kisilere dikkat edin, bu kişiler etrafında olanları da neşelerine ortak eder. Etrafına güzel bir enerji yayarak, birlikte oldukları kişilerin, yaptıkları işlerden veya bulundukları ortamdan keyif almalarını sağlarlar. 

Bazılarıysa sadece sorunlardan beslenir ve hep şikâyet ederler. Bunlar, çözüm önerileri bulmak yerine daima herkese ve her şeye muhalefet eder. Ben bunun, hayatla başa çıkmak için çok doğru bir yöntem olduğunu düşünmüyorum. Özellikle de söz konusu iş hayatıysa karşımıza çıkan zorluklara gülümseyerek sorunlarla daha kolay başa çıkabileceğimize inanıyorum; uzun iş hayatım da bu inancımı doğruladı. 

Şu nüansı vurgulamadan da geçmek istemiyorum: Bir de komik olmaya çalışan fakat bunu beceremeyen kişiler var ne yazık ki… Veya komiklik adı altında nobranlaşanlar… Karşısındakine hakaret edip tepki alınca, “Ne var canım, şakadan da mı anlamıyorsun” veya “Hayatım sen bu aralar biraz hassasın galiba” diyenler… Bu gibi durumlarda, “Hayır, ben şakadan anlıyorum ama sen şaka yapamıyorsun” demek gerekir belki de… Benim size naçizane tavsiyem, ‘şakayla karışık’ bahanesiyle kimseye karşı kabalaşmayın, hakaret etmeyin, incitmeyin. Bu yöntemi belirlerseniz bir süre çok başarı sağladığınızı düşünebilirsiniz ama çok geçmeden etrafınızdaki herkes kabalıklarınızdan bıkıp size cevabınızı verecektir. Unutmayın ki karşınızdaki kişiler en çok sizin gerçekçi ve dürüst olmanızı bekler.

Espiri yapmak, olaylara gülerek yaklaşmak ve mizah her şeyden çok zekâ gerektirir, derler. Kesinlikle katılıyorum. Zekânızı geliştirmek, ufkunuzu genişletmek için önce merak edin, okuyun, gezin, izleyin, öğrenin, öğrenin, öğrenin… İşte o zaman neşeli ve esprili olur, hayata mizahla yaklaşır, huzuru bulur ve mutlu olabilirsiniz bana göre. 

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir