Büyük kayıplar yaşadığımız bu dönemden nasıl güçlü çıkacağız?

Önceki yazımda korona virüsü salgını nedeniyle çalışma hayatında yaşanacak değişimleri yazmıştım. Fakat bunun bir de öteki yüzü var; salgının kimilerinin hayatında büyük kayıplara yol açtı. Sağlık endişeleri ve sevdiklerimiz için yaşadığımız korkunun yanı sıra kimileri işini kaybetti, kimileri ücretsiz izne çıkarıldı, kimileri çalışma saatleri azaldığı için maddi kayıp yaşadı, pek çok işletme kapanmak zorunda kaldı. Yani, pek çok kişinin yıllardır emek vererek inşa ettikleri bir anda çöktü.

Hepimiz büyük bir bilinmezin ortasında sayısız endişe yaşıyoruz, fakat işini kaybedenler için bu daha da zor. Ancak, şu anda yaşadığımız hiçbir şey hayatın sonu değil. Bunu bilmek, yarınlara umutla bakmak önemli. 

Peki, kayıplar yaşadığımız böylesi dönemlerden nasıl daha güçlü çıkacağız? Bunu pek çok kişi soruyor. Uzun yıllardır verdiğim koçluk eğitimlerinden edindiğim deneyimlerle bazı küçük tavsiyelerde bulunmak istiyorum bu yazıda.

Bu dönemin zor olduğunu kabul edin

Çoğu zaman ne yaşarsak yaşayalım hep güçlü görünmeye çalışıyoruz. Çok güçlü görünmeye çalışmanın bizi içten içe yok ettiğini düşünüyorum. Çünkü güçlü görünmeye çalışmak kendimizi hırpalamamıza yol açıyor.  

Güçlü görünmeye çalışmakla güçlü olmanın arasında çok ciddi farklar olduğunu da söylemeliyim. Gerçekten güçlü olmak için, öncelikle yaşadığınız dönemin zor bir dönem olduğunu kabul edin. Kendinize nazik davranın, kayıplarınız nedeniyle acı hissetmeye, üzgün olmaya hakkınız var. Ağlayabilirsiniz, bu da bir zayıflık değil, aksine kendinizi iyileştirme aşamasında olduğunuz anlamına gelir. Benim size tavsiyem, güvendiğiniz biriyle kaybınızı konuşun, hiç çekinmeden ağlayacaksanız ağlayın. Göreceksiniz ki bazılarının zayıflık olarak gördüğü gözyaşlarınız sizi iyileştirecek ve bu zor dönemden daha güçlenmiş şekilde çıkacaksınız.  

İç sesinizi dinleyin ve kendinizi akışa bırakın

Hayatta bazen, bu küresel salgın gibi, değiştirmeye gücümüzün yetmeyeceği şeyler yaşıyoruz. Değiştiremediğimiz şeyler karşısında ben duygu ve davranışlarımızı değiştirmeyi öneriyorum. 

Peki, bunu nasıl yapacağız? Her şeyden önce iç sesimizi dinlemeliyiz. Kendinize “ben bu durum karşısında nasıl hissediyor ve nasıl davranıyorum” diye sorun. İç sesinizi dinlemenizin en iyi yolu da bence meditasyon yapmak. Meditasyon hem gerçekten ne hissettiğimi ve düşündüğümü anlamamı, farkına varmamı hem de nefesimi düzenlememi sağlıyor. 

Eğer siz de bu süreçte nefes alamıyor gibi hissediyorsanız mutlaka meditasyon yapın, derim, anksiyete ve kaygılarınızın ne kadar hafiflediğine şaşıracaksınız. Nefes egzersizi yapmanına yardımcı olacak pek çok uygulama var internette, birini kolaylıkla seçebilirsiniz. 

Sonuçta meditasyon değiştiremeyeceğiniz şeyleri kabul etmemiz,  fakat böylesi durumlar karşısında başka davranış ve duygular geliştirmemiz için etkili bir yol. Deştirilemeyeni kabul etmek, iç sesinizi dinlemek, nefesinizi düzenlemek akışta kalmanızı sağlar. Akışta kalmak geri çekilmek, her şeyi kontrol etme çabasından vazgeçmektir. Akışta kalmayı ileride başka bir yazımda uzun uzun anlatmaya niyetliyim.

Günlük tutun

Zamanı Yakalayan Ofisler kitabımda günlük tutmanın kariyer ve iş hayatı için faydalarını uzun uzun anlatmıştım. Günlük tutmanın kriz  zamanları veya kayıp yaşanan dönemler için de çok büyük faydası var. Yaşadığınız kayıp veya travmayı kelimelere dökmek sizi sağıltır, yaşadıklarınıza ve duygularınıza uzaktan bakmanızı ve mesafelenmenizi, daha mantıklı kararlar almanızı sağlar. 

Yazmak özellikle kaygıya neden olan davranış ve düşünce kalıplarınızı görmenizi sağlar. Bunları görüp fark ettikçe zaman içinde, kendinizde istediğiniz değişimi yaratabilirsiniz. 

Günlüğünüzü tutarken, Zamanı Yakalayan Ofisler kitabımda uzun uzun yazdığım olumlama tekniğini de kullanın. Ne kadar olumlu cümle kurarsanız, kendinize, içinde bulunduğunuz duruma ve geleceğe o kadar iyimser bakarsınız. 

Bu süreci kendinizi geliştirmek için kullanın

İş, güç ve koşturmada okumak isteyip de okuyamadığınız kitaplar var mıydı? Mutlaka vardır. Gitmek istediğiniz kurslar, izlemek istediğiniz filmler mutlaka vardır. Eminim pek çoğunuz yoğun mesai saatleri içinde yapmak istediklerinizi düşünüp sonunda pek çok kez “ama zamanım yok ki” dediniz. Şimdi zamanınız varken bunu  kendinize yatırım yapmak için kullanın. Örneğin, İngilizcenizi geliştirmek istiyorsanız internette pek çok ücretsiz kurs var, bu konuya eğilin. Belki bir hobiniz vardır, o alanda kendinizi geliştirebilirsiniz. Bu süreçte geliştirdiğiniz yetenekleriniz sayesinde ileride yeni iş kapılarını açabileceğinizi, kendinize yeni fırsatlar yaratabileceğinizi, hatta kendi işinizi dahi kurabileceğinizi unutmayın. 

İyiliğe yönelin

Bu dönem iyilik yapmak ve iyiliğe yönelmek için bir fırsat dönemi. Kayıplarımızın yarattığı boşluğu, gönüllülük usulü çalışan sivil toplum örgütlerinde ihtiyaç olan pozisyonlarda çalışarak doldurabiliriz. Böylece kaybın üzüntüsünün yerine birilerine destek olmanın mutluluğunu koyabiliriz. Bu dönemde şiddete maruz kalan kadınlar, çocuk işçiler, hayvanlar, çevre ve doğayı korumak için çalışan vakıf ve derneklerde, perma kültür ve sürdürülebilir doğal yaşam alanında faaliyet gösteren çiftliklerde, gönüllü çalışarak, üreterek kendimize yeni alanlar açabilir ve kariyer fırsatları yaratabiliriz. Örneğin, @kolubakolektifi veya @dogalmimar isimli oluşumlar gönüllü mimar ve ziraatçilerle ekolojik ev ve çiftlik projelerini hayata geçiriyor. Belki de bu donem kariyerimizde uzun zamandır ertelediğimiz bambaşka kapıları açmamız için bize fırsatlar sunabilir.

You may also like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir